Insight
Aşka Dair
Aşkı yakınlık, özen ve zaman içinde birlikte yaşamak üzerinden düşünen kişisel bir yazı.
Ezel Abacı4 dk okuma
Bir yaştan sonra aşkı düşünürken insanın aklına yalnızca kavuşmak gelmiyor. Birlikte yaşamanın ne anlama geldiğini de düşünüyor. Aynı evde, aynı sofrada, bazen aynı kaygının içinde nasıl duracağımızı… Hayat her zaman istediğimiz gibi gitmediğinde birbirimize nasıl davranacağımızı. Çünkü zamanla anlıyoruz ki birini sevmek kadar, o sevginin içinde nasıl yaşadığımız da önemli.
Artık hiçbirimiz hayata ilk başladığımız yerde değiliz. Alışkanlıklarımız, sorumluluklarımız, geçmişten taşıdığımız kırgınlıklarımız var. Kimi sözlere gereğinden fazla alınışımızın, bazı konularda susuşumuzun bir geçmişi bulunuyor. Bir ilişkiye başlarken bütün bunları kapının dışında bırakamıyoruz. Karşımızdaki insan da kendi hayatından geliyor. Yakınlık kurmak, birbirimizin geçmişini bütünüyle bilmesek bile bugünkü davranışlarımızı anlamaya çalışmayı gerektiriyor.
Bir İnsanı Olduğu Hâliyle Tanımak
Sevdiğimiz kişiyi bazen ihtiyaç duyduğumuz kişi olarak görmek isteriz. Bizi anlayan, eksiklerimizi tamamlayan, zorlandığımız yerde ne yapacağını bilen biri olsun isteriz. Böyle bir beklentiyle baktığımızda onun da yorulduğunu, kararsız kaldığını, bazen verecek bir cevabı olmadığını gözden kaçırabiliriz.
Bir insanı gerçekten tanımak, bize iyi gelen yanlarının yanında zorlandığımız yanlarını da görebilmektir. Her farklılığı değiştirmeye çalışmadan, her anlaşmazlığı sevgisizlik saymadan… Bunun için kendimize karşı da dürüst olmamız gerekir. Karşımızdakini mi anlamaya çalışıyoruz, yoksa bizim istediğimiz gibi davranmasını mı bekliyoruz?
Zamanla, ilişkide bazı hayal kırıklıklarının kaçınılmaz olduğunu öğreniriz. En yakınımızdaki insan bile bizi her seferinde doğru anlayamaz. Biz de onun ihtiyaçlarını her zaman fark edemeyiz. Böyle anlarda ne yaptığımız önemlidir. Kırıldığımızı söyleyebiliyor muyuz? Söyleneni dinleyebiliyor muyuz? Özür diledikten sonra aynı davranışı değiştirmek için uğraşıyor muyuz?
Yakınlık, kusursuz bir anlayıştan çok, anlaşamadığımız yerlerde birbirimize yeniden ulaşabilme çabasıyla gelişir.
Gündelik Hayatta Sevgi
Uzun bir ilişkinin duygusu, dışarıdan bakıldığında pek görünmeyebilir. Birinin uykusunun neden kaçtığını bilmekte, zor bir görüşmenin ardından nasıl geçtiğini sormakta, o gün taşıyamadığı bir sorumluluğu üstlenmekte bulunur. Bazen de konuşurken hemen öğüt vermemekte; anlatılanı düzeltilecek bir sorun gibi görmeden dinlemekte.
Bunlar zaman içinde alışkanlık hâline gelebilir. Yine de insan üzerindeki etkileri azalmaz. İhtiyacımızın fark edilmesi, sözümüzün hatırlanması, verdiğimiz emeğin görülmesi bize iyi gelir. Sevildiğimizi yalnızca duyduğumuz sözlerden değil, hayatımızın karşımızdaki insan için ne kadar önemli olduğundan da anlarız.
Aynı evde yıllarca yaşayıp birbirimizin içinden geçenleri bilmeyebiliriz. Günlük işler konuşulur, planlar yapılır, sorumluluklar yerine getirilir. Fakat bir noktada insan, bütün bunların arasında kendisinin merak edilmesini ister. Yalnızca gününün nasıl geçtiğinin değil, o günün onda ne bıraktığının da sorulmasını.
Bazen böyle bir konuşmaya uzun zamandır ihtiyaç duyduğumuzu, konuşmaya başladıktan sonra fark ederiz.
Kendimizden Vazgeçmeden Sevmek
Bir ilişkiye emek vermek, her zaman aynı düşünmek ya da her isteğe uyum göstermek değildir. Sevdiğimiz insanın yanında kendi fikrimize, ihtiyacımıza ve sınırımıza da yer bulabilmeliyiz. Bir konuda “hayır” dediğimizde yakınlığımızın bozulacağından korkuyorsak, zamanla daha az konuşmaya başlarız. Söylenmeyenler ise ortadan kalkmaz; aramızda kalır.
İnsanın bir ilişki içinde kendi hayatını koruyabilmesi önemlidir. Dostluklarının, çalışmalarının, kişisel ilgilerinin devam etmesi… Bütün anlamı tek bir insandan beklemek, hem kendimize hem ona ağır bir sorumluluk yükler. Birbirimizi severken ayrı kişiler olduğumuzu kabul edebilmek, aramızdaki bağı daha rahat yaşamamızı sağlar.
Bu kabul, inciten her davranışa katlanmak anlamına gelmez. Sevgiyle bağlandığımız bir ilişkide de saygı görmeyi bekleriz. Sürekli küçümsendiğimiz, söylediklerimizin önemsenmediği bir yerde sevgimizin büyüklüğü, yaşadığımız sıkıntıyı azaltmayabilir. Bazen en zor şey, çok sevdiğimiz bir ilişkinin bize iyi gelmediğini kendimize söyleyebilmektir.
Zaman İçinde Birlikte Kalmak
Yıllar bizi değiştirir. Önceliklerimiz, bedenimiz, çalışma hayatımız, beklentilerimiz aynı kalmaz. Birlikte olduğumuz insanın da değişmesine izin vermemiz gerekir. Onu geçmişte tanıdığımız hâline göre değerlendirmeye devam edersek, bugün yaşadıklarını kaçırabiliriz.
Uzun bir birliktelikte yeniden tanıştığımız zamanlar olur. Daha önce kolayca yaptığı bir şeyin artık onu yorduğunu görürüz. Bir hayalinden vazgeçtiğini ya da yeni bir şey istediğini öğreniriz. Bizim de anlatacak değişikliklerimiz vardır. Bu konuşmalara yer açabildiğimizde, geçen yıllar yalnızca ortak anılarımızı çoğaltmaz; birbirimizi daha iyi anlamamızı da sağlar.
Her ilişki bunu başaramayabilir. Bazen iki insan birbirini sever ama birlikte yaşayabilecekleri hayat giderek daralır. Ayrılmak, yaşananların değersiz olduğu anlamına gelmez. Güzel günleri inkâr etmeden de bir ilişkinin sona erdiğini kabul edebiliriz. Bunun acısı vardır; çünkü yalnızca bir insandan değil, onunla kurulmuş bir gelecek düşüncesinden de ayrılırız.
Aşka dair düşündüğümde, bugün en çok özeni önemsiyorum. Birbirimize alıştıktan sonra da dikkat göstermeyi. Dinlerken acele etmemeyi, kırgınlığı önemsiz saymamayı, sevgiyi karşı tarafın zaten bildiğine güvenip ifade etmeyi bırakmamayı.
Hayatın ilerleyen yıllarında insan, yanında birinin bulunmasıyla yanında rahat edebilmenin farkını daha iyi anlıyor. Her şeyi tek başına çözmek zorunda olmadığını hissetmek, zorlandığını saklamadan söyleyebilmek, verdiği emeğin görüldüğünü bilmek istiyor.
Belki aşkın zamanla kazandığı en derin duygu da burada: Birbirimizin hayatını bütün güçlükleriyle tanıdıktan sonra, o hayatın içinde kalmayı istemek. Bunu yalnızca geçmişte verdiğimiz bir karara bağlı kalarak değil, bugün de birbirimize gösterdiğimiz ilgiyle sürdürebilmek. Yıllar sonra geriye baktığımızda, yaşadığımız güçlüklerin yanında birbirimize nasıl davrandığımızı da hatırlayacağız. O hatıraların içinde sevildiğimizden şüphe etmediğimiz günlerin bulunması, az şey değildir.
If you would like to work through the questions in this article for your own organisation, let's start with a short conversation.